sezinlegez.com

Balkanlar I

Zaman : 20-28 Temmuz 2013
Rota     : Saraybosna»Mostar»Dubrovnik»Split»Zadar»Plitvice Milli Parkı
Bütçe  : 460 € (yeme-içme hariç)
Gezi Detayı
Yapmadan Dönme
Galeri
Video
 
1.Balkanlar Seferi: Ee Buralar Harikaymış!

Saraybosna
İstanbul'dan 1,5 saatlik uçuş sonrası Saraybosna havaalanına varıyoruz. Hiç zaman kaybetmeden taksiyle şehir merkezine, ayarladığımız hostele gidiyoruz. Havaalanından ayrılmadan önce döviz bürosundan yerel paraları olan KM edinmekte fayda var. Yaklaşık 10 dk. süren taksi yolculuğu 12 KM tutuyor fakat euro olarak öderseniz 10€ ödemek durumunda kalıyorsunuz (12 KM yaklaşık 6-7€ tutuyor) .

Pubların bulunduğu, oldukça hareketli bir sokakta yer alıyor hostelimiz. Çantalarımızı bırakıp hemen şehir turuna başlıyoruz. Şehri ikiye ayıran Miljacka Nehri’nin batı yakasında bizi ilk karşılayan, restore edilmiş eski bir Osmanlı hanı oluyor. İçeri girdiğimizde kendimizi küçük bir kapalı çarşıda buluyoruz. Handan ayrılıp kent merkezine doğru biraz daha yürüyünce baş çarşıya varıyoruz. Tek katlı ahşap dükkanların sıralandığı geleneksel bir Osmanlı çarşısı burası. Çarşının girişindeki küçük meydanda ilk boşnak böreklerimizi yiyerek Saraybosna’ya hoş bulduk diyoruz. Böreğin yanında içtikleri ve yoğurt olarak adlandırdıkları içecek ise bizim ayranın biraz daha yoğun kıvamlısı.

        Boşnak böreği ve onların yoğurdu,bizim ayranımız


Saraybosna'ya gidip boşnak böreği yemeden dönmek ayıp, hatta imkansız denebilir. Çarşı içerisindeki en otantik boşnak börekçisi; Buregdzınica ASDZ. Hemen girişte, zincirle tavandan asılı tepsilerdeki kül-köz karışımının ne olduğunu düşünüyoruz siparişlerimizi verirken. Közün altındaki kapağı kaldırıp börekleri orada ısıtan börekçiyi izlerken sorumuzun cevabını gözlerimiz veriyor. Bolca yiyeceğiniz bir diğer yemek ise; cevapcici. Pide ekmeği arasında servis edilen ve yanında küçük küçük kesilmiş soğanla sunulan köfte, bizim inegöl köfteye çok benziyor.

                Tabii ki cevapcici'nin fotoğrafıyla yetinmedik sadece:)


Saraybosna’da kaldığımız hostelde hayatımın en kötü hostel tecrübesini yaşıyorum. Gece boyunca, sivrisinek olduğunu sandığım bir şeyler tarafından ısırılıyorum. Gece alt kata inip görevliden sinek ilacı alıyorum ama hiçbir faydası olmuyor. Mostar’a doğru trene binmek üzere sabahın erken saatinde uyanınca, arkadaşlarımın yüzünde ne kadar ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumu görüyorum. Yüzüm dahil olmak üzere tüm vücudum kızarmış ve kabarmış ısırıklarıyla dolu! (belli bir yerden sonra artık saymayı bırakıyoruz ve tahmin yürütmeye başlıyoruz; yaklaşık 200 ısırık!) Doğal olarak, kaldığımız hostelkesinlikle tavsiye etmiyorum;

Gitmeden önce okuduğum gezi yazılarında, Saraybosna-Mostar arasının Avrupa’daki en keyifli tren güzergahlarından biri olduğunu okumuştum. Yemyeşil bir doğa içerisinde, bazen göl kenarından geçen raylar, gerçekten izlemesi keyifli manzaralar sunuyor yolculara.  Yalnız burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var; Saraybosna'dan Mostar'a günde sadece iki tane tren seferi bulunuyor; 07.05'te ve 18.18'de. İnternetten güncel sefer saatlerini kontrol etmenizde yarar var, çünkü planlarınızı etkileyebilecek bir durum. Bizim gibi günübirlik Mostar turu ve sonrasında Dubrovnik’e devam etmeyi düşünüyorsanız sabah treni bunun için çok uygun.

7 gün sonra dönüş yolunda tekrar Saraybosna’ya gittiğimizde, şehir merkezinde yer alan Gallery 11/07/95’deki sergi ile insanların acı dolu yakın geçmişine yüreğimiz sızlayarak tanıklık ediyoruz. Boşnak böreği satan amca, magnet aldığımız teyze, sokakta gördüğünüz bizim yaşıtımız gençler… Hepsi savaş görmüş, yakınlarını belki de en sevdiklerini savaşta kaybetmiş insanlar! Geziye başlamadan bir hafta önce 18.yıl dönümü olması sebebiyle haberlerden öğrenmiştim Srebrenica’yı; Birleşmiş Milletler'in (UN) gözü önünde yapılan katliamı, yaşanan acıların bir sembolü olduğunu... Neler yaşandığını okurken bile ağlamıştım. İki hafta sonra ise, Saraybosna’da bir galeride bu katliam ile ilgili bir sergiye girmek üzere kapıdaki kocaman fotoğrafla karşı karşıyayım; gözlerindeki ifadeden ne kadar büyük acılar çekmiş olduğunu sadece tahmin edebileceğiniz Boşnak bir nine. Galerinin ilk odacığı artık hayatta olmayan insanların fotoğraflarıyla dolu tavana kadar. 8372 kişiden sadece bazıları… Sergide yer alan fotoğrafların bir kısmı Potocan’daki Birleşmiş Milletler üssündeki duvar yazılarına odaklanmış. Biri en etkileyici olanı: “UN United Nothing”. BBC tarafından hazırlanan belgesel yayınlanıyor galerinin bir duvarında. Zeytin yeşili gözlü oğlunu en son nasıl gördüğünü anlatan bir anne, kocasının Sırp askerleri tarafından götürülüşünü soğukkanlılıkla anlatan bir hayat arkadaşı, oğlu yanından alınıp götürülürken “Hayır yapmayın!” bile diyemediğine üzülen bir anne… Boğazımdaki yumru ve gözlerimdeki yaşlarla izliyorum belgeseli. Müzeden ayrılırken Boşnakça, Türkçe ve İngilizce olarak duvara yazılmış şu cümle ise rahatsız edici gerçekleri özetler gibi;

                                                           “Kötülüğün zaferi için, iyilerin hiçbirşey yapmaması yeterlidir                                                                                                                                                                               Edmund Burke