sezinlegez.com

Beyrut

Zaman : 18-21 Mayıs 2012
Rota     : Beyrut
Bütçe  : ~230$
Gezi Detayı
Yapmadan Dönme
Galeri
 
Haftasonu Nereye Gitsek Sorusuna Cevap; Beyrut!

Şehir merkezine 9 km. mesafedeki Rafic Hariri Havaalanından taksiyle hostele gittiğimizde (ufak bir pazarlıkla 15$'a şehir merkezine taksiyle gidebilirsiniz) çoktan akşamın geç saatleri olmuştu ama hostelimizin merkezde olması avantajını kullanarak küçük bir Beyrut turuna çıkıyoruz hemen. Hostele döndüğümüzde ertesi gün gitmeyi planladığımız Byblos hakkında hostel sahibiyle konuşuyoruz; nasıl gidebiliriz, ne yapabiliriz... Bize şoförüyle beraber özel bir araba ayarlayabileceğini söylüyor ve fiyatın da gayet makul olmasıyla kararımızı veriyoruz. Tabii ki burada 6 kişi olmamızın avantajıyla kişi başı 30$ günlük gezi için çok uygun geliyor. Hepimizi alabilecek büyük bir araba konusunda anlaşarak gitmek istediğimiz diğer yerlerle beraber günübirlik bir gezi planı yapıyoruz cumartesi için.
Ertesi sabah erken saatte arabamız ve şoförümüz kapıda beliriyor; lüks sayılabilecek bir jeep görmeyi hiçbirimiz beklemiyorduk ama bu güzel süprize kimsenin diyecek birşeyi yok:) Gün boyu gezerken dikkatimizi çekiyor lüks arabaların fazlalığı. Şoförümüze sorunca cevabı alıyoruz. Ana sebep pek de yabancı değil; insanların lüks arabalara düşkün olması ve gerek arabaların gerekse benzinin fazla pahalı olmaması...

Byblos
Beyrut'a 42km mesafedeki eski liman kenti Byblos'tan başlıyoruz turumuza. M.Ö 5000 yılından beri yerleşimin olduğu şehir, dünyada sürekli yerleşimin olduğu en eski yerlerden biri ve UNESCO tarafından dünya mirası ilan edilmiş.
İpek yolu üzerinde bulunan ve eski bir Roma kenti olan Byblos'un limanı, Çin'den gelen malların batıya iletilmesinde kullanılırmış. Bu limanla ilgili enteresan bir bilgi ise; Roma İmparatorluğunda yasak kabul edilen hristiyanların kutsal kitabı İncil'e, limanın yanında bulunan küçük bir kilisede okunduktan sonra Byblos'un adıyla bağlantılı olarak "bible" adının verildiği.

                                                                                   Byblos sahili

 

60'lar ve 70'lerde Marlon Brando ve Frank Sinatra gibi ünlü isimler tarafından sık ziyaret edilen Byblos'ta gün boyu keyifli zaman geçirebilirsiniz. Kale, ortaçağdan kalma surlar, cami, balmumu müzesi, kilise, fosil müzesi ve tarihi çarşı size sundukları Byblos'un. Güzel bir havada sahilde zaman geçirip denize girmek veya sadece sokaklarında dolaşmak bile keyifli. Sahil boyunca dizili otellerin plajlarından da faydalanabilirsiniz denize girmek için.
Byblos turu sonrası şoförümüz bizi bir Lübnan restoranına götürüyor ve onun tavsiyeleri eşliğinde masayı donatıyoruz. Görüntüleri bile süper yemekleri tadınca bayılıyoruz resmen! Menüde yer alan "fattos" salatası ise grubumuzdaki iki Fatoş'la beraber eğlence konusu oluyor:) Al Kaddoum Ayam Zaman adlı bu restoranı deneyebilirsiniz Byblos'ta.

Jeita Grotto
Byblos'tan dönüş yolunda, Beyrut'a 18 km. mesafedeki Jeita Grotto yeni durağımız. Arabayla bir yere kadar gittiktem sonra devamında teleferiğe binip mağaranın girişine ulaşıyoruz. Yağmur ve yeraltı sularıyla milyonlarca yıl boyunca aşınan kireç taşının adeta sanata dönüştüğü, iki bölümden oluşan kocaman bir mağaradayız. Ortadoğudaki en uzun mağara kompleksi burası ve deniz seviyesinden 300 metre yukarıda bulunuyor. Mağaranın üst bölümünde; ahşap yürüme yollarıyla heykel gibi şekillenmiş kireç taşlarının arasında ışıklandırmanın da etkisiyle büyülenerek geziyoruz. Toplam uzunluğu 2000 metreden fazla olan mağaranın üst kısmının sadece 750 metrelik bölümü ziyarete açık. Üst mağaranın 600 metre altında yer alan ikinci kısım, yeraltı akarsuyundan ve gölden oluşuyor. Küçük ahşap bir kayıkla bu yeraltı nehrinde kısa bir gezinti yaparak daha da büyüleniyoruz. Jeita Grotto'da fotoğraf çekmek yasak olduğu için maalesef kendi fotoğraflarımı kullanamıyorum burayı size aktarırken.

                                                               Jeita Grotto alt mağara (kaynak)

 

Harissa
Günlük turumuzu bitirmeden önceki son durağımız Harissa tepesi oluyor. Aslında Beyrut'a 20 km mesafedeki bir dağ köyü olan Harissa, şehrin büyümesiyle artık Beyrut'a daha yakın. Şoförümüz bizi, tepeye çıkaracak teleferikte bırakıyor ve 0 seviyesinden 650 metre yüksekliğe, adeta apartmanları yalayarak yükseliyoruz. Harissa tepesi kutsal bir yer. 65 metre yüksekliğindeki bronz Meryem Ana heykeli, bu heykelin kaidesindeki küçük şapelle ve hemen yanındaki büyük katedralle bu kutsallığı fark ediyoruz. Tahmin edeceğiniz gibi; bu yükseklik bize çok güzel bir Akdeniz manzarası sunuyor.

                        Teleferikle Harissa tepesine doğru apartmanların arasından süzülürken

 

Harissa tepesini, geldiğimiz gibi teleferikle terk ediyoruz ve aşağıda bizi bekleyen arabamızla hostele geri dönüyoruz. Dolu dolu bir gün geçirdik ve işin güzel tarafı gün daha bitmedi! Beyrut'un hareketli gece yaşantısını görmek için çok popüler olan bir bölgeye gidiyoruz; Gemmayzeh.

Gemmayzeh
Beyrut'un bohem bölgesi olarak tanımlanan Gemmayzeh; Fransız döneminden kalma eski tarihi binaların dar sokaklar boyunca dizildiği, alt katlarındaki trendy barları, cafeleri, pubları dolduran kalabalığın sokaklara taştığı canlı bir yer. Bu bölgenin en meşhur caddesi ise Rue Gouraud. Tüm bu hareketli mekanlar genelde bu cadde üzerinde bulunuyor. Girdiğimiz tüm barlar, publar çok modern ve tasarım mekanlar. Hepsinin Avrupai bir havası var.
Girip çıktığımız cafe ve publardan biri Kahwet Leila adında çok sevimli bir cafe. Mekan, yemekleri ve garsonları da dahil olmak üzere herşey çok güzel. Burada ilginç birşey oluyor ve bizle ilgilenen garson bize nerelisiniz diye sormadan direkt Türkiye muhabbeti yapmaya başlıyor. Biz biraz şaşırıyoruz çünkü nispeten kalabalık grubumuz rengarenk! Yabancıların Türklerle ilgili esmer, kara kaşlı, kara gözlü genellemesine pek uymadığımız halde bizim Türk olduğumuzu nasıl anladılar diye merak edip soruyoruz garsonumuza. Konuşmalarımızdan anladığını söylüyor ve açıklıyor; Türk dizileri furyası Lübnan'ı da sarmış bir haldeymiş ve dublajsız olarak altyazılarla dizileri izledikleri için konuşmalar esnasında arada kaptıkları kelimelerle türkçe konuştuğumuzu anlayabiliyorlarmış.

                                                                        Kahwet Leila'da nefis tatlılar

 

Yine bu bölgede bulunan ve çok meşhur olan, güzel Lübnan yemekleri tadabileceğiniz El Chef restoranına gitmenizi tavsiye ederim. Genel olarak Lübnan mutfağı çok başarılı ve bizim damak tadımızla çok örtüşüyor.
Akşamı sonlandırırken canlı müzik yapılan Bar Louie adında bir mekan gözümüze takılıyor. "Çok yorgunuz ama müzik çok güzel" ikilemini yaşarken hadi diyoruz ve giriyoruz içeri. Canlı müzik yapan grup çok başarılı (ekipte bulunan profesyonel anlamda müzikten anlayan arkadaşımız sayesinde bunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum) ve eğlenceli. Mekan, müzik, atmosfer, insanlar... Herşeyin çok güzel olduğu bu mekana bir göz atmanızı tavsiye ederim;

http://www.gardlen.com/locations/24-bar-louie

Beyrut'un gece hayatı tabii ki burayla sınırlı değil. Merkezin dışında taksi ile gidilen büyük diskolar ve parti mekanları da var. Gün boyu gezerken muhabbet ettiğimiz ve sıkça Lübnan ve komşuları hakkında siyasi mevzuları sorduğumuz şoförümüze tipik turistik şeyler de soruyoruz; mesela eğlence mekanları... Discoya giderseniz sakın ha böyle siyasi muhabbetler açarsınız, Beyrut eskiden de olduğu gibi yabancı ajanlarla dolu, başınıza iş açabilirsiniz diye uyarmadan etmiyor bizi. Neyse ki cumartesi gecemizi Gemmayzeh'de nispeten sakin geçiriyoruz ve tehlikeyi atlatıyoruz:)

Hamra
Ertesi ve son günümüzü tamamen Beyrut'a ayırıyoruz. Merkez çok büyük değil ve gün boyu heryere yürüyerek gidiyoruz. Önce yakın bölge olan Hamra'dan başlıyoruz. Mağazalar, butikler, restoranlar ve otellerle dolu ticari bir bölge burası. Yeni ve güzel apartmanların yanında eski, hala üzerinde kurşun izlerinin bulunduğu binaları da görebiliyoruz. Bu hasarlı binalar konusunda belki de en meşhuru 5 yıldızlı Holiday Inn Hotel'in artık hayalet binayı andıran, kurşunlarla ve muhtemelen daha ağır silahlarla hasar görmüş binası. Beyrut kulağınıza yakın geçmişini unutmadığını fısıldıyor gibi...

                                          Holiday Inn Hotel

 

Hamra caddesi, Beyrut'un ana caddelerinden biri. 1975'ten önce Beyrut'un en moda caddesi olan Hamra, Beyrut'un Champs Elysees'si olarak anılıyormuş. Savaş sonrası dönemde bu şanını Gemmayzeh bölgesindeki Gouraud caddesine bırakmış. Ama hala hareketli ve popüler.

Downtown
Beyrut'un tarihi kent merkezi iç savaştan sonra yeniden inşa edilmiş. Eski kültürel ve ekonomik önemini kazanması için projeler ve yatırımlar yapılmış. Eskisini bilmiyoruz ama şimdiki hali oldukça hareketli, kalabalık, güzel binalarla, yaya sokaklarıyla, çarşılarla dolu, hem yerel insanların hem de turistlerin kullandığı bir bölge. Parlamento binası, bakanlıklar, Birleşmiş Milletler bölge ofisi, UNESCO ve Dünya Bankası merkez ofisleri gibi pek çok devlet ve özel kurum da bu bölgede yer alıyor. Zaten gezerken özel güvenlik birimlerince korunan yerlerle karşılaşıyorsunuz ve fotoğraf çekmenize bile engel oluyorlar.
Tarihi Roma hamamı kalıntıları, tam anlamıyla yan yana bulunan camii ve katedral eski kent merkezini gezerken karşılaşacağınız yerler arasında. Gezinize bizim yaptığımız gibi Nejmeh Meydanı'nda bir ara verebilirsiniz. Ortasında bulunan ve 1930'larda yapılmış saat kulesinin bulunduğu meydanı saran cafelerden birine oturup türk kahvenizi yudumlayabilir veya nargile içebilirsiniz.
Bu bölgede karşınıza bir havuz ve iki ağacın süslediği küçük bir meydan çıkabilir. Samir Kassir Meydanı; 2007'de Ağa Han Mimarlık Ödülüne layık görülmüş bir peyzaj tasarımı. Meydana adını veren ve parkta bronz heykeli bulunan Samir Kassir ise; 2005'te aracına yerleştirilen bir bombayla suikasta kurban giden Lübnanlı-Fransız gazeteci-yazar. Bu meydan, çalıştığı gazete binasının hemen önünde bulunuyor.

                                                          Ağa Han ödüllü Samir Kassir Meydanı

 

Corniche
Beyrut'taki son gezi noktamız Corniche olarak adlandırılan sahil şeridi. 4.8 km boyunca devam eden Akdeniz manzarasını palmiye ağaçları tamamlıyor. Birçok ağacın gövdesinde iç savaştan hatıra kalan kurşun delikleri var. Koşanlar, bisikletle veya patenle gezenler, bizim gibi sahil kenarında akşam yürüyüşüne çıkanlar gün batarken oluşan pembe gökyüzünü kaçırmayanlar.

Beyrut'a bu güzel manzarada veda ediyoruz. Hiç yabancılık çekmedik; sanki evimizde, şehrimizde gibi hissettik. Sıcak insanlar, modern bir kent ve kent yaşamı, inanılmaz yemekler ile müthiş bir haftasonu geçirdik. Sabahın altısında İstanbul'a döneceğimiz uçağı havaalanında beklerken; herkesin yüzünde birkaç saat sonra ofiste çalışıyor olacağımız gerçeğinin bile etkileyemediği, geçirdiğimiz harika haftasonunun izleri vardı. Dilimizde de; yine geliriz ki!

Bu yazının üzerine biraz Arap ezgisi iyi gider diye düşünüyorum; Fairouz, Lübnan'da gezerken kulağınıza sıkça çalınacak şarkıların sahibi. Adının anlamı Arapçada "turkuaz" olan, sadece Lübnan'da değil tüm Arap Dünyasında çok meşhur olan Lübnanlı bir şarkıcı.